.:Yakınları:.
.:Afet İnan:.
Atatürk,
11 Ekim 1925'te İzmir'e geldiğinde, birçok kurumun yanı sıra okulları da gezerek
konuşmalar yaptı. Yine o günlerde İzmir ilkokullarından birinde bir toplantıda Afet
Hanım'la karşılaştı. Afet İnan, ilköğrenimini Eskişehir'in Mihalıççık
ilçesinde, Ankara ve Biga'da tamamladıktan sonra, Bursa Kız Öğretmen Okulu'nu 1925
yılında bitirmiştir. İlk görevine 17 yaşındayken, babasının görevi gereği
bulundukları İzmir'de Reddi İlhak İlkokulu'nda başlamıştır. Atatürk, Afet
İnan'ın ailesinin Makedonya kolunu tanıdığından, kendisinin meslek ve durumu ile
ilgilenir. Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek ve yabancı dil öğrenmektir.
Bunun yerine getirilmesi için Atatürk, Afet İnan'ın babası ve annesi ile
görüşerek, kendisini o yıl İsviçre'nin Lozan şehrine Fransızca öğrenmeye
gönderir (1925 - 1927).
Sonra, İstanbul'da Fransız Kız Lisesi (Notre Dame de Sion)nde bu öğrenimini
sürdürür (1928-1929). Ortaöğrenim tarih öğretmenliği sınavına girerek
öğretmenlik belgesini alır ve Ankara Musiki Öğretmen Okulu'na, Tarih ve Yurt Bilgisi
öğretmeni olarak atanır (1929-1930). Türk Tarih Kurumu'nun kuruluş çalışmalarında
yer almış ve orada uzun yıllar Asbaşkanlık yapmıştır. Ankara Üniversitesi Türk
İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün de müdürlüğünü yapmıştır. Akademik
çalışmalarına devam eden Afet İnan, 1938'de lisans, 1939'da doktora
çalışmalarını tamamlayarak 1942'de doçent ve 1950'de de profesörlüğe yükselir.
Prof. Dr. Afet İnan'ın Atatürk ve Türk tarihi ile ilgili birçok yayını
bulunmaktadır. 8 Haziran 1985 tarihinde ölmüştür.
Atatürk vasiyetnamesinde Afet İnan için; "yaşadığı müddetçe şimdilik
(şimdiki halde) ayda 800 lira verilecektir" diye vasiyette bulunmuştur.
|
.:Ülkü Doğançay:.
Ülkü'nün
annesi Selanikli Vasfiye Hanım, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım tarafından evlatlık
olarak alınıp büyütülmüştür. Zübeyde Hanım ile Selanik'e, sonra İstanbul'a,
oradan da Ankara'ya birlikte gelen Vasfiye Hanım, Zübeyde Hanım ölünce de
Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'ın yanında kalmıştır. Daha sonra evlenen
Vasfiye Hanım'ın doğan kız çocuğuna, Atatürk daha yüzünü görmeden
"Ülkü" adını koymuştur. Ülkü büyüdükçe Atatürk'ün ona olan sevgisi
de büyümüş; onu yurt gezilerinde yanında götürmeye başlamıştır. Atatürk,
Ülkü'nün özellikle yaşına göre olgun davranışlarından ve zekasından çok
etkilenmiştir. Atatürk öldüğünde Ülkü beşbuçuk yaşlarındaydı.
|
:Latife Uşaklıgil:.
Latife
Hanım 1898 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Lisesini bitirdi, Paris ve Londra'da Hukuk
okudu (1921). Türkiye'ye döndüğünde Kurtuluş Savaşı henüz bitmemişti. Türk
Ordusunun İzmir'e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal'in şehre
geldiğini duydu (11 Eylül 1922). Bunun üzerine Latife Hanım Kumandanlık karargahına
giderek Atatürk'ten güvenlik gerekçesiyle Göztepe'deki konaklarında kalmasını
istedi. Atatürk bu çağrıyı memnunlukla karşıladı. Bu tanışma taraflar arasında
devamlı haberleşmenin başlangıcı oldu. Mustafa Kemal 1923'te annesinin ölümü
dolayısıyla gittiği İzmir'de Latife hanımla evlendi (29 Ocak 1923). 1925 yazında
Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra 5 Ağustos 1925
tarihinde boşandılar. Öldüğü 1976 yılına kadar İzmir'de ve İstanbul'da yaşayan
Latife Hanım, tüm ısrarlara rağmen anılarını anlatmamıştır.
|
.:Rukiye Erkin:.
Atatürk
Rukiye'yi bir Konya gezisinde tanımıştı. O vakitlerde Rukiye hayatının en zor
yıllarını yaşıyordu. Kimsesizdi. Atatürk, Rukiye'yi Ankara'ya getirerek bakımını
ve okutulmasını sağlamış ve bir Jandarma Yüzbaşısı ile evlendirmiştir.
Nikahları Ankara Belediyesi'nde kıyılmış, zamanın İç İşleri ve Dış İşleri
Bakanları da şahitlik etmişlerdir. Düğünleri İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda
yapılmış, düğünde Atatürk ilk dansı Rukiye ile yapmıştır.
|
.:Nebile:.
Temmuz
1927'de İstanbul Çapa Öğretmen Okulu'ndan üç kız öğrenci Dolmabahçe Sarayı'na
getirilmişti. Bunlardan Nebile Atatürk'ün manevi kızı olarak kalmıştır. Daha sonra
öğrenimi için Ankara'ya getirilen Nebile, evlenme çağı geldiğinde, o yılların
Viyana Büyükelçiliği Baş Katibi, Tahsin Bey'le evlendirilmiştir. Düğün 17 Ocak
1929'da Ankara Palas'ta, Atatürk ve diğer davetlilerin katılmasıyla yapılmıştır.
Atatürk'ün hastalandığı günlerde Nebile de hastalanmıştı. Yakalandığı
hastalıktan kurtulamayarak hayata gözlerini kapamıştır.
|
.:Sabiha Gökçen:.
Sabiha
Hanım 1913 yılında Bursa'da doğdu. II.Abdülhamid tarafından Bursa'ya sürgün
gönderilen vilayet başkatibi Hafız Mustafa İzzet'in kızıdır. İlkokula gittiği
yıllarda babasını kaybetti ve kardeşlerinin yardımıyla öğrenimini sürdürdü.
Atatürk, 1925 yılında çıktığı Bursa gezisinde Sabiha Gökçen'le tanıştı ve
içinde bulunduğu güç yaşama şartlarını öğrenince de onu evlat edindi. Ankara
Çankaya İlkokulu'nu, daha sonra da Üsküdar Kız Koleji'ni bitiren Sabiha Hanım, Türk
Hava Kurumu'nun Havacılık Okulu'na girdi (1935). Burada geçirdiği başarılı
öğrenim hayatından sonra, yüksek planörcülük kurslarına katılmak üzere Sovyetler
Birliği'ne gönderildi. Dönüşte Eskişehir Hava Okulu'na girdi, aynı zamanda
1.Tayyare Alayı'nda av ve bombardıman uçakları alanında uzmanlaştı.Sabiha Gökçen,
1937 Ege ve Trakya manevraları sırasında başarılı uçuşlar yaptı. Aynı yıl
çıkan Şeyh Rıza İsyanı sırasında yapılan kara harekatını, Dersim ve çevresini
havadan bombalayarak kolaylaştıran Sabiha Gökçen 1938'de yaptığı Balkan turuyla
ününü Avrupa'ya yaydı. 1938'de Türkkuşu'nda başöğretmenliğe atandı ve 1955'te
uçuculuktan ayrıldı. Türk Hava Kurumu Yönetim Kurulu üyesi oldu.
|
.:Abdurrahim Tuncak:.
Evlatlıklarından
Abdürrahim, o zamanlar Van'dan aldığı kimsesiz bir çocuktur. İstanbul'a getirdiği
sekiz yaşındaki Abdürrahim'i Beşiktaş Akaretler'de 78 numaralı evlerinde annesi
Zübeyde Hanım'ın yanına bıraktı. Zaferden sonra da Ankara'ya getirerek, Salih
Bozuk'un oğlu Cemil ile beraber Çankaya Köşkü'ne yakın bir ilkokula yazdırdı. Daha
sonra Sanayi Mektebi'ne gönderilen Abdürrahim, Atatürk Latife Hanım'la evlenince
İzmir'e Zübeyde Hanım'ın yanına gönderilmiş ve ayrıldıklarında tekrar Ankara'ya
geri getirilmiştir. Mustafa Kemal, öğrenimine yurtdışında devam etmesini uygun
gördüğü Abdürrahim'i 1929 yılında Berlin Teknik Üniversitesi'ne göndermiş ve
tüm giderlerini karşılamıştır. 1934 yılından sonra Tunçok soyadını alan
Abdürrahim Bey Savarona Yat'ının satın alınması görüşmelerinde tercümanlık
yapmıştır.
Zübeyde Hanım, ölümünden yıllar sonra 1971'de açılan vasiyetnamesinde Abdürrahim
Tuncak'a 20 lira verilmesini istemiştir.
|
Anasayfa |
|
|
|